Mesudiye Gelişme Vakfı (MEGEV) tarafından Ordu’nun Mesudiye ilçesinde her yıl Temmuz ayında gerçekleştirilen ve ilçenin sorunlarının ele alındığı Mesudiye Kurultayı’nda bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile ilk kez “Türkiye Demokrasi”…

Mesudiye Gelişme Vakfı (MEGEV) tarafından Ordu’nun Mesudiye ilçesinde her yıl Temmuz ayında gerçekleştirilen ve ilçenin sorunlarının ele alındığı MesudiyeKurultayı’nda bu yıl Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteği ile ilk kez “TürkiyeDemokrasi Forumu” da yapıldı.

Türkiye Demokrasi Forumu’na 700 kişi katıldı. Forumda 41 bildiri sunuldu. Bildirilerin 8’i belediye, 8’i vakıf, 5’i kooperatif, 4’ü dernek, 3’ü kent konseyi, 2’si kalkınma ajansı, 2’si meslek odası, 2’si şirket, 1’i sendika başkanı ya da yetkilisi tarafından sunuldu. İki gün süren ve 3 panelden oluşan Türkiye Demokrasi Forumu’nda, insanı, doğası ve canlısı ile daha yaşanılası bir dünya ve Türkiye için demokrasi uygulamalarının güçlenmesini ve kalkınma çabalarının yaygınlaşmasını için sonuç bildirgesi yayınlandı. Bildirgede şu görüşlere yer verildi:

“1- Türkiye’nin farklı yörelerinde; yerel yönetimler ile vakıf, kooperatif, dernek, şirket gibi sivil örgütler tarafından gerçekleştirilen ancak yeterince bilinmeyen çok başarılı ve gurur verici yerel kalkınma örnekleri vardır. Bunların sayısının artması için benzeri çabaların cesaretlendirmesi ve bu amaçla bu örneklerin (Tire Süt Kooperatifi,Nallıhan Turizm Gönüllüleri Derneği vd.) kamu oyuna tanıtılması ve aralarındaki iletişimin geliştirilmesi gereklidir.

2- Karar alma süreçlerinin merkezi karakteri, demokrasinin önündeki engellerden biridir ve sivil toplum karar süreçlerine katılabileceği yeni mekanizmalar talep etmektedir. Anadolu’nın kültür zenginliği ile gurur duyulmalıdır ve tek tip toplum yaratma çabalarının demokrasinin gelişmesine engel olacağı unutulmamalıdır. Köyden kente uzanan yerleşimlerin tümünde doğal dokunun, kültürel birikimin ve yerleşim kimliğinin korunması gereklidir. Bunun koşulu ise yerelde farkındalık yaratılması, katılımın sağlanması ve konunun herkesçe sahiplenilmesidir. 6360 sayılı yasa hizmet götürme ve kaynak kullanma açısından olumlu olsa bile köy kimliklerinin yok olması, yerel katılımın zayıflaması ve çiftçinin tarımdan uzaklaşması söz konusudur.

3- Yerel yönetimler demokrasinin beşiği ve katılımı geliştirmenin önemli bir aracıdır. Halk meclisi, kadın meclisi, mahalle meclisi gibi oluşumlarla bu aracın daha da güçlendirilmesi söz konusudur. Yerel yönetimler aynı zamanda yerel kalkınmanın da önemli bir paydaşıdır. Ancak merkezden aktarılan kaynaklar gibi kendi kaynakları da yeterli değildir. Bu nedenle halka güvenilerek yerelden/yerinden yönetime ağırlık verilmelidir.

4- Türkiye’de kooperatif sayısı fazla olmakla birlikte kooperatifleşme oranı düşük ve başarılı kooperatif sayısı azdır. Oysa dengeli kalkınma ve doğrudan demokrasi için kooperatifçiliğin desteklenmesi ve yaygınlaşması gereklidir Tarımsal üretimin planlanması, değerlendirilmesi ve pazarlanması açısından çiftçi örgütlenmesi ve eğitimi çok kritik bir yetersizliktir.

5- Hızlı kalkınma için doğa heba edilmemelidir. Yatırımlar yalnız ekonomik değil aynı zamanda ekolojik olmalıdır. Çünkü tükenen doğal kaynaklar ve bozulan ekolojik denge dünyanın geleceğini tehdit etmektedir.

6- Türkiye’de kamu dışı aktörler de kalkınma sürecine giderek daha fazla katılmaktadır ve bu gelişmede bölgesel kalkınma ajanslarının yerel yönetimlere ve sivil topluma sağladığı desteklerin de payı vardır. Ancak kalkınma ajanslarının daha özerk bir yapıya kavuşturulması önerilmektedir. Sivil toplumun kent yönetimine katılması açısından kent konseyleri yeni bir alternatiftir ve merkez-yerel dengesinin yeniden kurulmasında etkili olma olasılığı vardır. Meslek odaları kamu kurumu niteliğinde olmakla birlikte üyelerinin haklarını savunarak, mesleki etik değerleri gözeterek ve mesleki konularda kamu oyunu aydınlatarak demokrasinin gelişmesine katkıda bulunmaktadır.

7- İşçilerin ve emekçilerin demokratik süreçlere katılımını sağlayacak tek örgütlenme modeli sendikalardır. Ülkemizde bu alanda önemli eksiklikler ve yanlışlıklar yaşanmaktadır. Kayıt dışı emek sömürüsü ile sermaye kesimi ve siyasal yönetiminin sendikalaşmaya olumsuz bakışı katılımı ve demokratik gelişmeyi engelleyen etkenlerden biridir.

8- Türkiye nüfusunun yaklaşık %17’sini gençler oluşturmaktadır. Ancak gençlerin demokratik süreçlere katılımı yeterli değildir. TBMM’inde yaş ortalaması 52; 35 yaşından küçük MV sayısı ise yalnızca 20’dir. Gençlerin ancak %4.7’si siyasal partilerde aktif olarak görev almaktadır ve bunun başlıca nedeni “sisteme güvensizlik” olarak tanımlanmaktadır. Gençlere güvenilmeli, yetki ve sorumluluk verilmeli, yaratıcılıklarını geliştirmeleri için gerekli ortam sağlanmalıdır.

9- Türkiye Demokrasi Forumu’nun belirli (2 yıllık) aralıklarla ve sivil paydaşlarla toplanmasını ve sürdürülmesini demokrasinin güçlenmesi ve kalkınmanın yaygınlaşması açısından gerekli görüyoruz”. – İstanbul